Psikoloji,
tarihte birçok araştırmaya imza atarken eleştirileri de beraberinde kabul etmiş
ve onlarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu araştırmalardan bir tanesi de Küçük
Albert deneyidir. Johns Hopkins Üniversite Hastanesi’nde 1919’da davranışçı
John B. Watson ve yüksek lisans öğrencisi Rosalie Rayner tarafından
yürütülmüştür. Tarihin en acımasız deneyleri arasında yer alan bu deney hem
döneminde hem de gelecek dönemlerde eleştirilere maruz kalmıştır.

İvan Pavlov
’un klasik koşullanma teorisinden etkilenen John Watson ve asistanı korkunun
içgüdüsel mi yoksa çevresel faktörlerden mi öğrenildiğini araştırmak isterler.
Bulundukları hastanenin çocuk bakım merkezinden annesinin rızası ile bir bebek
alırlar. Bu bebek psikoloji camiasının davranışçılarını en çok etkileyen
isimlerden biri olacaktır. Küçük Albert 8 aylık sağlıklı bir bebektir ve henüz
herhangi bir korkusunun olup olmadığı bilinmemektedir. Bu durumu araştırmak
adına bebeğe başta ilk kez göreceği nesneler gösterilir (beyaz bir fare,
tavşan, yanan kâğıt parçaları, pelüş bebekler, maske gibi). Küçük Albert’in
herhangi bir korku tepkisi vermemesi üzerine deneyin ikinci aşamasına geçilir.
Deney boş bir odada bir yatak üzerinde yapılır. Küçük Albert’in tek olduğu
odaya bir fare salınır. Bebek bir süre sonra fareye dokunmaya ve gülümseye
başlar. Deneyin sonraki aşaması ise yine aynı sıra ile ilerler ancak bir fark
ile. J. Watson bebek ile fare her temas ettiğinde yüksek ses çıkartan iki demir
çubuk ile gürültü yapar ve Küçük Albert ağlamaya başlar. Küçük Albert bir süre
ağladıktan sonra susar ve tekrardan fareye dokunmak ister ancak sonuç yine
yüksek gürültü ile korkmak olur. Bu durum birkaç kez tekrarlanınca korku
öğrenilir ve Küçük Albert fareye benzeyen beyaz tüylü varlıklara karşı korku
geliştirir. Deney sonucunda korku ile öğrenen bilgilerin diğer öğrenme
türlerine nazaran daha kalıcı olduğu anlaşılmıştır. İşin üzücü tarafı maalesef ki J. Watson ve
asistanı bu duruma herhangi bir müdahalede bulunmadan hastaneden ayrılmıştır.
Korkunun
öğrenilmesi ve duruma yönelik tepkisi ile ilgili bulgular önümüzü aydınlatmaya
devam etse de deneyin etik olup olmaması tartışma konusu olmuştur. Peki
sonrasında Küçük Albert’e ne oldu? Hayatı boyunca tüylü nesnelerden korkan bir
insana mı dönüştü yoksa bunun üstesinden gelebildi mi? Son yıllara kadar bu
soru muallakta kalmıştı ancak yapılan araştırmalar sonucunda Küçük Albert’in
aslında Douglas Merritte isminde bir çocuk olduğu ve kendisinin henüz 6
yaşındayken beyninde sıvı birikmesi sonucu öldüğü tespit edilmiştir.
Ayşegül Ünal
KAYNAKÇA
Clifford, T. M., Psikolojiye Giriş,
çev. Sirel Karakaş ve Rükzan Eski,
İstanbul: Eğitim Kitabevi, 2009.
Althusser, L., İdeoloji ve Devletin İdeolojik
Aygıtları. çev. Mahmut
Özışık ve Yusuf Alp. İstanbul:
İletişim Yayınları, 2000.
Eren, A., “Korku Kültürü,
Değerler Kültürü ve Şiddet”. Sosyal
Politika Çalışmaları Dergisi,
vol. 8 number 8, pp. 23-36, 2005.
Yorumlar
Yorum Gönder