HER SON YENİ BAŞLANGIÇ

 

İÜC-PDR’nin yeni döneminin ilk yazısıyla karşınızdayız. Çoğumuz yeni başlangıçlar yapmak için “ilk” olan şeylere önem veririz. Çünkü “ilk”lerimiz her ne kadar hata dolu olsa da bize cesaret verir. Her geçen gün güçlendirir özellikle de her seferinde daha iyi yaptıkça…


Bugün aslında başlangıçları konuşmak yerine daha çok sona odaklanılmış bir yazı yazıyorum sanırım. “ Her son yeni bir başlangıç.” klişesi de aklımın bir köşesinde yer edindi bile. Ama işin şakası son konuşmak istememin nedeni de eğer içinde bulunduğumuz durumu doğru bir şekilde bitiremezsek yaşamamızın sonraki dönemlerindeki başlangıçlara etkisinin olacağı gerçeğini göz ardı edememem.

Son kelimesi acı verir insana. Her seferinde ne olacağını bilerek yaşamadığımız gibi ne olacağını bilerek de bitiremeyiz her şeyi. Yarım da kalabilir, cevaplanmayabilir de. Yarım kalan işler de o anda umrumuzda olmasa da ileride peşimize takılabilir, bizi zihnen ya da psikolojik olarak etkiler farkında olalım ya da olmayalım. Bazen insanın son diyesi gelmez çünkü sonuca bağlanmamıştır, bağlanamamıştır hiçbir şey. Dili gitmez, “bitti” diyemez. Bazen de anlamaz bile. Üstünden çok uzun zaman geçtikten sonra o olayı, düşünceyi, duyguyu hatırlatan bir durumla karşılaştığında tekrar o an dank eder. Öncesinden yarım kalan, yarım kaldığını fark etmediği işinin olduğunu. Bu durumla ilgili örnekleri çoğaltmak istersek eğer aklımıza günlük hayatta yaşadığımız birçok durum gelebilir. Hatta çoğu insanın gece yatakta dönüp dururken iki yıl önce çevresinden biriyle uzlaşamadığında söyleyemediği kelimelerin o an o saatte aklına gelmesi, ağzından o an çıkması gereken sözcüklerin iki sene sonra ağzından dökülmesi örnek olarak verilebilir. Ne aklına getirmiş olabilir birden diye düşündüğümüzde ilk ihtimal belki de o gecenin gündüzünde birisiyle sorun yaşadığında tekrardan hiçbir şey diyememesi olabilir. Örneklere eklemek gerekirse eğer pişmanlıklar da buna belki örnek verilebilir. Birisiyle kavga ettiğimizde özür dileme fırsatımız olmadan ya da birisine onu çok sevdiğimizi söyleyemeden hayatımızdan ani bir yolla çıkması sonucu bir daha ona istediğimiz cümleleri kuramamış olmamız hayatımızın diğer dönemindeki ilişkilerini etkileyebilir. 

Gestalt Terapi’ nin bu konudaki önemli katkılarından biri de “Bitirilmemiş İşler” kavramıdır. Bireye yaşayıp da adlandıramadığı durum ya da “Ne kadar uğraşsam da takılıyorum, yapamıyorum, problem ne bilmiyorum.” cümlesindeki gizli öznedir. Aslında bitirilmemiş işleri kar topu metaforu kullanarak da açıklayabiliriz. Yarım kalan işler büyür büyür ve en sonunda da bakmışız ki kalmışız altında. Güçlü olma durumumuz ortadan kalkmış. Çünkü bitirilmemiş işler güç ve kontrolümüzde sarsıntılar meydana getirebilir. Bulunduğumuz noktadan bir adım bile gidemez hale gelebiliriz.

Bu durumu çok fazla karamsar anlatmış olabilirim ama çözümünün de olması insanın içini ferahlatabilir aynı zamanda. Önemli bir noktayı atlamadan geçmeyelim. Durumun çözümü psikolojik danışmanlar, terapistler, psikologlar yani kısaca ruh sağlığı alanında çalışanlar değildir. Durumu çözecek olan kişi yine bireyin kendisidir. Biz sadece insanlara çözüme nasıl ulaşabileceğini, nasıl bir yol izleyecekleri konusunda yardım ederiz. Sorununu “fark etmesini” sağlarız. Değişim için en önemli şeyin farkında olmak olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da uzun uzun konuşmak isterim fakat o da farklı bir blog konusu olsun. 😊

Gestalt Terapi’de bireyin “bitirilmemiş işler”i üzerine oturumlar yapılabilmektedir. Çoğu kişinin bildiği “Boş Sandalye” tekniğiyle kişinin bitirilmemiş işleri üzerine çalışılır.

Bu yazıyı 2022-2023 İÜC-PDR dönemine adımımızı atarken yayınlamak istedim. Belki de sonlarla ilgili bir derdim vardır kim bilir? Geçen dönemdeki hatalarımın, yarım kalan işlerimin farkındaysam o halde neden onları temize çekip kısaca ders çıkararak güzel başlangıca bu yazıyla başlamayayım ki dedim kendi kendime.

Hepimizin geride bıraktıklarını tamamlayıp güzel, sağlam başlangıçlara adım atmasına yardımcı olacak bir yazı olması dileğiyle…


Melek Gündüz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN DOĞASI VE İHTİYAÇLARI: ERİCH FROMM

İLİŞKİLERDE BAĞLANMA VE BAĞLANMA STİLLERİ