İLİŞKİLERDE BAĞLANMA VE BAĞLANMA STİLLERİ

                        

Hiç ikili ilişkilerinizde o kişiyi özellikle neden seçtiğinizi ve ona neden bağlandığınızı düşündünüz mü? Peki, geçmiş deneyimlerinizin bu ilişkileri etkilediğini ve ilişkiye yön verdiğini söylesem? Evet, geçmişimiz gelecekteki ilişkilerimizi etkiliyor. Hatta buna bebeklikten itibaren bakmaya başlayalım. Çünkü insanın ilk bağlanması ilk bakıcısına aittir. Bir bebek dünyaya geldiğinde bağlanacak güvenli bir sığınak arar. Bağlanma figürü ve yakınlık arayışı bebek kendini tehdit altında hissettiğinde ortaya çıkar. Güvenliği sağlanan bebek bundan sonra oyun, keşif gibi davranışlara yönelir ve bakıcıyı “güvenli üs” olarak kullanır.

Bowlby’e göre “güvenli üs”, “yakınlığı sağlama” bağlanmanın temel özellikleridir. Bowlby yakınlık sağlanmadığında ayrılığa karşı 3 temel tepkinin gösterildiğini söyler. Bunlar; protesto, umutsuzluk ve çekilmedir. Sevgi dolu, tutarlı bir bakıcıya sahip çocuklar insanların yardımsever, güvenilir olduklarını düşünürler ve benliklerini bu yönde oluştururlar. Güvensiz yetişen bir çocuk ise kendinin değersiz olduğu yönünde bir benlik yaratır ve başkalarına güvenemez.

Bu bakış açısıyla yetişkinlik dönemindeki ilişkilerin de çocukluk dönemindeki ilişkilere benzediğini söyleyebiliriz. Bu benzerlikler; partnere yakınlık sağlamak, güvenmek, duygusal tehdit hissettiğinde partnere dönmek, yönelmek, ayrılık karşısında kaygı ve endişe yaşamaktır. Ayrılık karşısında yetişkinlerin bebeklerde olduğu gibi protesto, umutsuzluk ve geri çekilme davranışları görülmektedir. Yalnız burada bebeklik dönemiyle yetişkinlikteki bağlanmanın en önemli farkının altını çizmek istiyorum. Bu farklılığın temeli de eşler arasında yaşanan cinsellik ve eşler arasındaki ilgi ve koruma ilişkisinin karşılıklı oluşudur.

Hazan ve Shaver, yetişkin bağlanma stillerini belirleyecek bir ölçme aracı geliştirmişlerdir. Bu ölçme aracıyla üç farklı bağlanma stili tespit edilmiştir. Bunlar; güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçınan bağlanmadır.

 Güvenli bağlanma stiline sahip olanlar, birincil bağlanma figüründen ayrıldıklarında, kaygılarını belli ederler ancak tekrar bir araya gelindiğinde rahatlama yaşarlar. Güvenli bağlananlar terk edilme ve ayrılık korkularını en az yaşamakta, ihtiyaç duyduklarında destek arayabilmekte ve verebilmekte, kendilerini ve eşlerini sevilmeye değer bulmakta, etkili iletişim kurabilmekte ve etkili problem çözme stratejileri geliştirebilmektedir.

Kaygılı bağlanma stiline sahip olanlar, bağlanma figüründen ayrıldıklarında, yoğun bir şekilde kaygı, öfke ve stres yaşarlar. Tekrar bir araya gelindiğinde rahatlama yaşayamazlar ve bağlanma figürüne yapışma eğilimi gösterirler. Kaygılı bağlananlar kendilerinin sevilmeye değer olup olmadığını sorgulamakta, eşlerine aşırı derecede ilgi ve destek vermekte ve zayıf problem çözme becerileri sergilemektedir.

Kaçınan bağlanma stiline sahip olanlar, bağlanma figüründen ayrıldıklarında, fazla bir tepki göstermezler ve tekrar bir araya gelindiğinde de bağlanma figürü ile yakınlık kurma davranışı göstermezler ve beklemezler. Kaçınan bireyler eşleriyle yakınlaşmaktan rahatsızlık duymakta, düşük düzeylerde kendini açma davranışı göstermekte, etkin destek alma ve verme davranışını göstermemekte ve problem çözme becerileri göstermemektedirler.

 Bu sınıflandırmadan hareketle güvensiz bağlanan iki grup(kaygılı ve kaçınan) güvenli bağlanan bireylere göre aşkla ilgili daha olumsuz tecrübeler yaşadıklarını ve ilişkilerinin daha kısa süreli olduklarını belirtmişlerdir. Yapılan diğer pek çok araştırma da güvenli bağlanan yetişkinlerin bebekliklerinde bağlanma figürlerini sıcak, karşılık veren, duyarlı olarak tanımladıklarını; güvensiz bağlanan bireylerin çocuklukta bağlandıkları figürün daha az sıcak daha az duyarlı olduklarını ifade etmiştir.

Sonuç olarak görülmektedir ki bebeklik dönemindeki bağlanmanın nasıl olduğu yetişkinlik dönemindeki romantik ilişkilerimizi belirlemektedir. Çiftlerin birbirlerinin ihtiyaçlarına duyarlılık göstermeleri, eşlerinin ifade ettikleri sorunlara duyarlı yaklaşması, duygusal ve psikolojik olarak onun yanında olması, birbirlerine destek olması, hem fiziksel hem psikolojik olarak yanında hissettirmesi, birbirlerini anlamaya çalışması ve empati yapması ilişkinin sağlıklı olabilmesi için önemli özelliklerdir. Çiftlerin, eşlerinin ve kendilerinin bağlanma stilleri ve ihtiyaçları üzerine farkındalık kazanmaları ve birbirlerinin beklentileri üzerine tartışabilmeleri, güvenli ve uyumlu ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesini kolaylaştırmaktadır.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Yavuzer,H(2003),Evlilik okulu, İstanbul.Remzi kitabevi. Syf(92-113).

Terzi, S. (2014). Romantik ilişkilerde bağlanma yaralanmalarına yol açan olaylar: Nitel bir çalışma. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi12(2), 99-108.

 

 

 

HAZIRLAYAN

BERİL KÜBRA KILIÇASLAN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN DOĞASI VE İHTİYAÇLARI: ERİCH FROMM

HER SON YENİ BAŞLANGIÇ