BDT ÇERÇEVESİNDE ERTELEMECİLİK
Dönem ödevinize sadece üç gün kaldığını, yaklaşık iki aydır hiç spora gitmediğinizi, son bir
ayda okumakta olduğunuz kitabı bitiremediğinizi hayal edin. Belki de bazılarımızın hayal
etmesine gerek yoktur ve buna benzer bir durumu yaşıyorlardır. Günlük hayatımızda birçok
şeyi kendi isteğimizle veya isteğimiz dışında erteleriz. Bu ertelemelerin bazıları gerekliyken
bazılarıysa geçerli bir sebep olmaksızın gerçekleşir. Ders çalışmayı, bir ödevi tamamlamayı,
odayı temizlemeyi, spor yapmayı hatta bir blog yazısı yazmayı ertelediğimiz durumlar
ağırlıklı olarak geçerli bir sebep olmaksızın gerçekleşir. :)
Peki neden erteliyoruz, erteleme bahanelerimiz nasıl oluşuyor, ertelemenin sonucunda neden
olumsuz duygular yaşarız?
Kişinin problem olarak gördüğü ertelemede mevcut işin yerine geçerli bir sebep yokken daha
az önemli olanı yapmak bulunur. Bu durumun tekrarlayan şekilde olması, bireyin hayatında
olumsuz sonuçlar meydana getirmesi ertelemecilik olarak adlandırılır. Ertelemeciliğin
sonrasında gerçekleştirilmemiş, biriktirilmiş iş kişide stres, özgüvende azalma gibi olumsuz
sonuçlar meydana getirebilir. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüne göre ertelemeciliğin sebebi
olumsuz temel inançlarımızdır. Temel inançlar kişinin şemaları olarak düşünülebilir ve kişinin
hayatında kuralları, varsayımları olan ara inançları etkiler. Ertelemecilikte söz konusu
inançlar olumsuz, yardımcı olmayan inançlardır. Örneğin temel inancı “dayanıksızım” olan
birey ara inancını “hiçbir zaman sıkıntıya gelemem” şeklinde geliştirebilir. Temel ve ara
inançlardan sonra erteleme davranışını ortaya çıkaracak olan olumsuz otomatik düşünce
kendini gösterir. Olumsuz otomatik düşünceyi erteleme bahaneleri olarak düşünebiliriz. Az
önceki örneği devam ettirirsek otomatik düşüncenin “yine çok sıkılacağım” olması
muhtemeldir. Bu üçlemenin ardından telefonla vakit geçirmek, uymak gibi bir erteleme
etkinliği görülür ve mevcut iş ertelenmiş olur. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüne göre
ertelemeciliğin yararsız kabullerden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ertelemecilikte görülen
yarasız kabulleri belli başlıklar altında toplarsak;
● Sorumluluğu isteklilikle bağdaştıran ve “yapmak istemediğim şeyleri yapmamalıyım”
temeli olan kontrolü elinde tutma tutkusu
● Kısa süreli rahatlık sağlayan haz/keyif önceliği
● Başarısızlık ya da onaylanmama korkusu
● Belirsizlik ya da kötü sonuç alma korkusu
● Düşük özgüven
● “Bitkin olduğumda yapmamalıyım, yapamam” temeli olan tükenmiş enerji şeklinde
sıralayabiliriz.
Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüne göre ertelemeciliğin çözümü yararsız kabulleri
değiştirmekten geçiyor. Çözüm içinse erteleme düşüncelerini bırakmak, erteleme
etkinliklerini durdurmak, yararsız kabullere uymamak hedefleniyor. Bu hedefler için
farkındalık ve dayanıklılık becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor. Farkındalık nelerin
ertelendiği, ertelemenin neden devam ettiği, ertelemenin nasıl değiştirilebileceği hakkında
içgörü geliştirmek anlamına geliyor. Diğer bir beceri olan dayanıklılık ise mevcut işe
katlanma düzeyinin arttırılmasıyla açıklanabilir. Terapi sürecinde veya kişinin kendi kendine
geliştirebileceği yöntemler arasında ivme kazanmak için küçük süreler belirlemek ve süreyi
kademeli arttırmak, başlama zamanı ve süresi belli olan plan hazırlamak, öncelik sırası
belirlemek, ödüllendirme yapılarak mevcut işi aşamalandırmak örnek gösterilebilir.
Herkes hayatının belli dönemlerinde ertelemecilik yaşayabilir. Ertelemeciliğin üstesinden
gelmek için kişinin kendisine karşı suçlayıcı ve yargılayıcı olmadan durumu ele alması ve
farkındalık geliştirmesi önemlidir.
İsmail Göksu
KAYNAKÇA
https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=8d3jmQxpgSytF_EBSXrlbA&no=u
gOBlPrM1m0amK2OKOuoog

Yorumlar
Yorum Gönder