BAĞIŞLAMANIN ERDEMİ
Bugün sokağa çıkıp kimler bugüne
kadar hiç hata yapmadı diye sorsak kaç kişiden olumlu yanıt alırız? Bu mümkün
müdür? Herhalde bu sorunun cevabı hayırdır. İnsanın doğasında hep hata yapmak
vardır. Çünkü bazı şeyleri hata yapa yapa öğreniriz. Peki bizlerin yaptığı bu
hatalar karşısında incittiğimiz insanlara ne olur? Hatalarımızı telafi etme çabasına girer
miyiz? İşte bu noktada şu terim karşımıza çıkıyor: Özür Dilemek.
Evet, bugün özür dileme günü. Bugünün
anlam ve önemi için yazılmış olan bu blogta özür dilemeyi ele alacağız.
Bu konu incelendiğinde özür dilemek
çok küçük yaşlarda bireylere kazandırılması gereken bir sosyal beceri olarak
karşımıza çıkıyor. Fakat toplumumuza baktığımızda özür dilemenin yaygın
olmadığı insanların bu beceriyi gerçekleştirirken çok zorlandıklarını
görüyoruz. Peki neden özür dileyemiyoruz?
Özür dilemek yapılan hataları kabul
etmek ve bu hataları bir daha gerçekleştirmeyeceğine olan inanç ve direnci de
beraberinde getirir. O zaman hatayı tekrar gerçekleştirmeyeceğimize dair
inancımız yoksa yaptığımız hatayı özür dilemeye değer görmüyoruz.
Özür dileme davranışı aynı zamanda
yapılan hatadan etkilenen kişiyi gözden çıkarıp çıkarmamakla da ilgilidir.
Bununla birlikte ikili ilişkilerde bağışlanma isteği yakınlık uzaklık ile de
ilgilidir. Yani yaptığımız hata sonucunda zarar gören kişiyi özür dilemeye
değer görmüyoruz.
Suçlu bireylerde özür dileme
davranışı daha çok kişinin kendini bağışlaması sonucu olarak görülür. Kendini
bağışlayamayan birey verdiği zarar sonucunda kendini affedilmeye değer
görmediği için de özür dileme davranışından kaçınmaktadır. Fakat kendini
bağışlama davranışı kurbanın aşırı tepki verdiği, olayı kışkırttığı, kurbanın
zarar hakkında öfke duyduğu gibi düşüncelere de yol açarak özür dileme
davranışının gerçekleşmesini engelleyebilmektedir.
Exceline ve arkadaşları(2004)
yaptığı çalışmada suçlu, kurban ile suçu bölüştüğünü düşünmekte ve böyle
düşünerek kurban ile arasındaki zarar eşitsizliğini en aza indirmeye çalışarak
özür dileme davranışından kaçınmakta olduğunu belirtmişlerdir. Bassett ve ark.(2006)
yaptıkları bir çalışmada öğrencilerden kendilerinin birisini incittikleri
durumda kendilerinde oluşan duyguları belirtmelerini istemişlerdir. Öğrencilerin
belirttikleri üzüntü durumları ikiye ayrılmaktadır: Bunun biri oluşan zarara
yönelik üzüntü ve bu zararı gidermeye yönelik çaba olarak ifade edilmiştir(Taysi,
2007).
Özür dilemenin verilen bir zararın
şiddetini azalttığı konusunda hepimiz hemfikirizdir. Bu maddi bir azalma olmasa
da verilen psikolojik etkilerinin şiddetini düşürmektedir. Verilen zararın
şiddeti arttıkça kullanılan kelimelerin önemi de artar.
Gauche ve Mullet(2005),
araştırmasında fiziksel saldırıya uğrayan kişiler, eylemdeki niyete daha fazla
önem verirken, psikolojik saldırıya uğrayan kişilerin özrün varlığına daha
fazla önem verdiği bulmuştur. Özür dilemek empati kurmak ile de doğru
orantılıdır. Suçlu birey zarar gören bireyin yerine kendisini koyduğunda olayın
eksi yanlarını fark edecek ve zararı gidermek için daha fazla çaba sarf
edecektir(Taysi, 2007).
Empati, özrü kolaylaştırırken özür
de daha fazla bağışlamaya neden olmaktadır. İlişki uyumu ve bağlanma daha fazla
özre, empatiye ve sonuç olarak daha fazla bağışlamaya yol açmaktadır.
Toplumumuzda hala “Asıl o benden
özür dilesin.” anlayışı varken bu beceriyi nasıl kazanabiliriz ya da
geliştirebiliriz?
İlk önce karşımızdaki kişiyi özür
dilemeye değer görmeliyiz. Bu noktada da empati kurma becerisini
geliştirmeliyiz. Özür dilemenin bağışlanmayla doğru orantılı olduğunu ortaya
koyduk. Burada özür dilemenin suçlunun kendisini bağışlamasından ileri
geldiğini gördük. Suçlu kendisini bağışlamayı, zarar gören tarafın da aşırı
tepki verdiğini ya da olayı kışkırttığını düşünmeden onunla empati kurarak
gerçekleştirmelidir. Dilenen özrün içten ve samimi olması da önemlidir. Bu hem
bağışlanmayı arttıracağı gibi suçlu olan tarafın da kendisini bağışlamasında
rol oynayacaktır.
Mükemmel bir yaşam sürmediğimiz ve
mükemmel insanlar olmadığımız için yaşam içerisinde hatalar yapabiliriz. Önemli
olan yaptığımız hatalardan pişman olup samimi bir özrü hak eden insanlara
verilmesi gereken değeri vermek.
Unutmayalım ki özür dilemek
erdemdir. Kendini bağışlamak da o erdemin bir parçasıdır.
Hilal Doğan
Kaynakça
Taysi, E. (2007). İkili İlişkilerde
Bağışlama: İlişki Kalitesi Ve Yüklemelerin Rolü, (Doktora Tezi). Ankara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji (Sosyal Psikoloji) Anabilim
Dalı.
Yorumlar
Yorum Gönder