STOCKHOLM SENDROMU EŞİTTİR CELLADINA AŞIK OLMAK
Stockholm Sendromu adını 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm şehrinde olan bir banka soygunundan almıştır. Banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin alınan banka görevlilerinin soyguncuların onlara gayet iyi davranması üzerine aralarında sıcak bir ilişki kurulur. Olayın detayları daha da ilginç. Polisin baskın yapacağını tahmin eden banka görevlileri soyguncuları uyarıyorlar. Yakalanmamaları için yardım ediyorlar. Yakalandıklarında ise banka görevlileri mahkemede soyguncular lehine ifade verip bununla da kalmayıp aralarında para toplayarak avukatın ücretini ödüyorlar. Ayrıca içlerinden bankacı bir kadın, soygunculardan biriyle evlenmiştir. O dönemde bu olay para çalmasalar da kalp çaldılar diye yorumlanıp haber olmuştur.
Peki, bu sendromun çıkış noktasından hareketle tanımı şu şekildedir: İnsanın kendisine sıkıntı verebilecek şartları ve durumları normal görmesi hatta savunmasıdır. Bu tür kişilerin bu sendroma tutulmasında bir sebep yatması muhtemeldir. Psikolojik rahatsızlıklar, cinsel istismar, din ve aile baskısı, ensest ilişki kurbanları, esir tutulmak gibi durumlara maruz kalmış gruplarda görülür.
Stockholm Sendromu’nun gerek yurt dışında gerekse Türkiye’de dizi, filmlerde izlerine rastlamak mümkündür. Yurt dışından “Güzel ve Çirkin” filmini örnek verebiliriz. Esir alınan bir kızın, lanetlenmiş ve yaratığa dönüştürülmüş prense aşık olmasıdır. Bakıldığında ana mesaj olarak dış güzelliğin değil de iç güzelliğin önemi gözükse de Stockholm Sendromu’na neden olduğu eleştirilerinden kaçamamıştır.
Türkiye’de örneğine rastlayacağımız Kemal Sunal’ın oynadığı “Kapıcılar Kralı” filminde sürekli kocasından dayak yiyen kadının çığlıklarına koşan sakinlerin kadından “Kocamdır, döver de sever de.” yanıtını alması örnek verilebilir. Ve bu durum bizim memlekette daha çok celladına aşık olmak olarak nitelendirilir. Belki de Celladına Aşık Olmak Sendromu da diyebiliriz. Uzman bir kişi tarafından tedavi altına alınmalı, ihmal edilmemelidir.
Unutulmamalı ki elinde ip olan herkes bize salıncak kurmaz. O ipi boynumuza geçirmeyeceği ne malumdur. Hür iradeyi gasp edecek kişilere, kurumlara ufak da olsa hak veriyorsak tedaviyi geciktirmemeliyiz.
Yorumlar
Yorum Gönder