DOSTOYEVSKİ’NİN ‘‘KARAMAZOV KARDEŞLER’’İ ve OEDİPUS KOMPLEKSİ

    Karamazov Kardeşler; Freud’a göre “Yazarın, babasını öldürmekteki gizli arzusunu” ortaya çıkardığı, yazılmış en iyi romandır. Bu başyapıt içerisinde; din, aşk, felsefe, psikoloji gibi birçok konuyu barındırır. Hatta yazarın, kitapta değinmediği konu yok desek yalan olmaz. Fakat Dostoyevski, kitapta genel olarak bambaşka bir konuyu ele alır. Bu konu ise akıllara “Oedipus Kompleksi”ni getirir.
    
    Oedipus Kompleksi; 3-5 yaşları arasında, Freud’un “Psikoseksüel Gelişim Evreleri”nin “fallik” aşamasında ortaya çıkar. Bu dönemde çocuk, karşı cins ebeveynine ilgi duymaya başlar. Çünkü o, kendinden farklıdır. Bundan kaynaklanan merak, ilgiyi canlandırır. Erkek çocukları, bu dönemde kendilerine ait hissettikleri annelerine karşı özel olarak duygusal bir yakınlık duyar, babası onun için bir rakip konumundadır artık. Aynı durum kız çocukları için babaya yakınlık ve annenin rakipliği olarak çıkar karşımıza.
  
    Çocuklar bu dönemde karşı cins ebeveyni sahiplenip aynı cins ebeveyni dışarıda tutmaya çalışırlar ve bu durumlarla ilgili birçok karmaşık duyguya, düşünceye kapılırlar. Freud buna “Oedipus Kompleksi” adını verir. Çocukların bu kompleksle başa çıkma çabası; gelecekte partneriyle olacak ilişkisini, ruh sağlığını ve aile içi ilişkilerini belirler. Kompleksi çözmede başarısız olanlar, geçmiş yaşantılarındaki bu çelişkili ilişkileri gelecekte tekrar ederler. Öyle ki bu kişiler; gelecekte ebeveynlerine bağımlı kalabilirler, birey olamazlar veya ebeveynleriyle sürekli bir çatışma içerisinde olurlar.
  
    Yazımızın başında bahsettiğimiz bambaşka konu “baba katilliği”dir. Yazar, kitabın daha ilk sayfasından bir cinayetin işlendiğinden söz eder. Karamazov Kardeşler’i bu doğrultuda incelemeden önce, Dostoyevski’nin babasından kısaca bahsedecek olursak babanın alkolik ve zalim olduğunu söyleyebiliriz. Babasının ölüm şekli, Dostoyevski’yi derinden etkiler. Bu zalim babaya dayanamayan köleler, onu taş ve tekmelerle öldürmüşlerdir. Dostoyevski, babasını öldürmediği halde kendini suçlu bulur. Çünkü o da babasının ölümünü içten içe istemektedir. Freud, Dostoyevski’nin karmaşık davranışlarının sebebini yazarın hastalığına ve babasıyla yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklanan “Oedipus Kompleksi”ne bağlar. Freud’a göre normal şartlar altında Oedipus kompleksinin etkisiyle çocukluk yaşamında doğan çeşitli tepkiler zamanla yok olur fakat Dostoyevski’nin babasının gün geçtikçe zalimleşmesinden ve ilişkilerinin çıkmaza girmesinden dolayı Rus yazarın babasının ölümünü istemesi ve bu duyguları bastırması gelecekte ona “sara” nöbetleri olarak dönmüştür. Ayrıca, Dostoyevski’nin babasının ölümünden kısa bir süre sonra ilk sara nöbetine tutulması da Freud için bir dayanak olmuştur. Dahası Dostoyevski, kendisinin suçsuz olduğu halde Sibirya’ya kürek cezasına gönderilmesini de tıpkı sara nöbetleri gibi babasına karşı beslediği hislerin cezası olarak yorumlar.
  
    Burada da akıllara “Karamazov Kardeşler” gelir. Kitapta en açıkça babasından nefret ettiği görülen Dimitri Karamazov, babasıyla her daim çatışma içinde olan, onun görünüşünden dahi nefret eden bir karakterdir. Her zaman babasının ölümünü dilemiştir ve her fırsatta bunu dile getirir. Fakat babasının ölümünü isteyen sadece o değildir. Diğer iki kardeşi İvan ve Alyoşa’nın yanında babanın gayrimeşru çocuğu Pavel’in de babanın ölümünü istediği çok açıktır. Hepsi bağırarak gelen bu felakete kulaklarını tıkamışlardır. Ailenin tüm çocukları babalarının ilgisinden mahrum büyümüşlerdir. Baba kimisini kabullenmemiş, kimisini kendine düşman olarak görmüş veya sadece kendi çıkarları için yakınlık kurmaya çalışmıştır. Baba, hiçbir zaman onlara karşı bir baba gibi davranmamış özellikle Dimitri ile her zaman bir rekabet içinde olmuştur. Kitaptaki baba figürü, Dostoyevski’nin kendi babasına olan nefretini açığa vurma şeklidir.
  
    Çocukları ise babalarıyla bir arada bulunmaktan hiçbir zaman hoşlanmazlar; en iyi huylusu Alyoşa bile onun bulunduğu ortamlarda her zaman gergindir çünkü babası bir baba gibi değildir, İvan onun yanından gitmek ister onu bir “sürüngen” olarak görür, Dimitri ise ondan açıkça nefret eder ve hatta onu tekmeleyip dövmüşlüğü bile vardır.
  
    Kitap boyunca yargılanan karakter her ne kadar babasını öldürmek istese de gerçek suçlu değildir. Fakat bu karakter gerçek suçlu olmadığı halde babasına duyduğu hislerden dolayı cezasını kabul eder. Tıpkı yazarımız gibi değil mi? Onun romanlarında ister inançlı ister inançsız bireyler olsun, karakterlerin hepsi yaratılışlarının bir parçası olarak kendi cezalarını önce kendileri keserler ve vicdan azabıyla boğuşurlar.
  
    Yazarın ölümünden dört ay önce tamamladığı bu başyapıt, Dostoyevski’nin baba figürünü ve Oedipus kompleksini işlemedeki ustalığını ortaya koymuştur. “Dünya edebiyatının en büyük üç eserinin Sophokles'in ‘Kral Oidipus’unun, Shakespeare'in ‘Hamlet’inin ve Dostoyevski'nin ‘Karamazov Kardeşler’inin aynı konuyu, yani ‘baba katilliğini’ ele alması rastlantı olarak açıklanamaz.” der Freud. Dostoyevski’nin olmaması durumunda psikanalizin biraz beklemek zorunda kalmış olacağını da ifade eder. Aynı zamanda Freud’un, Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler kitabından yola çıkarak yazdığı “Dostoyevski ve Baba Katilliği” adlı bir çalışması da bulunmaktadır.

Kaynakça:

Cem Keçe. (2019, 6 Ekim) Oedipus Kompleksi (Video dosyası). https://www.youtube.com/watch?v=YEWyY01Z5a0

Erbektaş, H. B. (2019). Katherine Mansfield’ın Bahçede Eğlence Adlı Öykü Kitabı İle Tomris Uyar’ın İpek ve Bakır Adlı Öykü Kitabının Psikanalitik Açıdan Karşılaştırılması. (Yüksek Lisans Tezi). http://openaccess.cag.edu.tr/ 

Purevdorj, A. (2017). F. M. Dostoyevski’nin Romanlarındaki Karakter Çevrelerinin İncelenmesi. (Doktora Tezi). https://dspace.ankara.edu.tr/

Şahin, D. (2016). Dostoyevski’de Tanrı ve Din. (Yüksek Lisans Tezi). http://acikerisim.uludag.edu.tr/ 

Yazıyı Hazırlayan: Ecem KARADEMİR

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN DOĞASI VE İHTİYAÇLARI: ERİCH FROMM

HER SON YENİ BAŞLANGIÇ

İLİŞKİLERDE BAĞLANMA VE BAĞLANMA STİLLERİ