BİR PDR ÖĞRENCİSİ YOL HARİTASINI NASIL ÇİZER?

     Herkese merhaba! Hem akademik yıllarımda hem de sosyal çevremde karşılaştığım onlarca psikolojik danışma ve rehberlik öğrencisinin bana yönelttiği sorular genelde hep aynı oldular. Bana yönelttiler çünkü bir akran desteğine ihtiyaç duydular. Daha üniversiteye yeni adım atılan o ilk aylarda çoğu PDR öğrencisi nereye geldiğini, nasıl geldiğini ve nasıl ilerlemesi gerektiğini düşünmeye başlar. Fakat şimdilik bundan hemen önce üniversitenin ilk yılında geçen zamana; birincil süreç diyelim. Üniversiteye yeni başlayan bir öğrenci birincil süreçler adı altında; üniversitenin sosyal çevresine adaptasyon, üniversite mekanına, akademik derslere ve öğretmenlere oryantasyon sürecini yaşar. Bu ilk adımlar atıldıktan sonra kuramlarda sıklıkla karşımıza çıkan şu meselenin kapıları açılır: “Umduğumla bulduğum aynı mı?”, “Seçtiğim bölüm, seçtiğim üniversite, üniversitenin konumu, sosyal ortamı, sosyal ve mesleki imkânları benim beklentilerimle uyuşuyor mu?” İşte ilk kriz sorusu bu şekilde gün yüzüne çıkar. İlk dönem veyahut yıl üzerinde durulan bu krizin ardından ilk yaz tatili sorunu karara vardırmak için pek çok sefer en uygun zaman dilimi olagelmiştir. Bahsettiğim o yaz tatilinde alınan yeni kararlar uygulamaya geçirilir. Bunlar; farklı bir üniversiteye geçiş, farklı bir bölüme geçiş, olduğun üniversitede devam etme, çift anadala başvurma, yandala başvurma, ikinci üniversite okumak için başvurma gibi sıralanabilir. Eğer sizler de bu kararları verdiyseniz ve şu an eğitim hayatınız istediğiniz şekilde yapılanıyorsa gelin birlikte asıl konumuza yani akademik başarının yanında mesleki ve sosyal potansiyel başarınızı nasıl açığa çıkarabileceğinizden bahsedelim! Rahat bir yere geçin ve yazının kalan kısımlarını kendinize sorular sorarak okuyun derim.

Ben Kimim?

Aslında her öğrenci gibi PDR öğrencisinin de kendine ilk sorması muhtemel olan soru budur. Hayattaki seçimlerinizi, çizeceğiniz yol haritasını belirlemenin en iyi yolu ilkin kendinizi tanımaktır. Artık bölümünüzü ve üniversitenizi seçtiniz. Bunun yanında önünüzde yeni kararlar var; gönüllü stajlar, sivil toplum kuruluşlarında, derneklerde, vakıflarda gönüllü faaliyetler, çeşitli öğrenci topluluklarında görevler, farklı dallarda kendinizi keşif süreciniz, yandallar, çaplar… Önümüzde daha sayamadığım bu kadar akademik ve mesleki seçim duruyorken kendi ilgi, değer ve yeteneklerimizi göz önünde bulundurmadan yola çıkmamız, bizi gelecekte istemediğimiz alanlara itebilir, dolayısıyla bu basamak çok önemlidir. İsterseniz elinizdeki küçük bir not defterine de bu soruları ve cevapları yazabilirsiniz. Zihinde serbest dolaşan bu düşüncelerin bir defterde toparlanması sizi rahatlatacak, karmaşayı biraz olsun azaltacaktır. Sorularımızı şekillendirmeye başlayalım:

•Kendimi 5 kelimeyle tanımlayacak olsam bunlar ne olurdu?

•Benim ilgilerim neler? İlgimi çeken şeyler neler?

•Bir yeteneğim olduğunu düşünüyor muyum? Eğer düşünüyorsam nedir?

•Yapmaktan hoşlandığım şeyler neler?

•PDR bölümü ile ilgili gerek okumalarımdan gerekse aldığım derslerden ilgimi çeken konular ne oldu?

•Düşündüğümde kendi özelliklerim ile PDR’de ilgimi çeken konular arasında ortak bir bağlantı var mı? 

•Varsa bu bağlantıyı neler oluşturuyor? Peki bağlantıyı daha fazla neler güçlendirir, neler yapabilirim?

•Yoksa bu bağlantıyı nasıl kurabilirim. Ortak bir bağ oluşturmak için yapabileceklerim neler?

Üniversitenin, fakültenin ve PDR’nin olanakları neler? Üniversite yıllarım boyunda eğitim aldığım bu kurumun çatısı altında neler yapabilirim?

Hazır üniversitedeyken meyvelerinden yemeden gitmek olmaz! Üniversitenin Erasmus değişim programının başvuru tarihlerini ve istenilen yeterlilikleri araştırın derim. Bunun yanında ikinci bir bölüm okumak isterseniz ya da içinizde ukde kalan eğitim fakültesinde bulunan başka bir bölüm daha varsa kesinlikle şansınızı deneyin. Çift anadalda mezuniyet belgesi alırken yandalda sertifika alacaksınız, isteğinizi iyi belirlemekte yine fayda var. Bunun yanında üniversite kulüplerinde, topluluklarında aktif rol almanız hem kişisel özgüven, atılım, aktif katılım, sosyallik, değişimlere hızlı adapte olabilme, sorumluluk alma, yaratıcı fikirler üretme ve uygulama, koordinasyon gibi beceri ve özelliklerinizi geliştirebilir. Bir diğer olanak ise; üniversitenin bünyesinde yer alan rektörlük, kütüphane, kreş gibi alt birimlerde sosyoekonomik açıdan sıkıntı yaşayan öğrencilere staj imkânı verilmesi. Bütün bunların yanında üniversitelerin olmazsa olmazı; kariyer geliştirme merkezlerini de göz ardı etmemek lazım. Kişisel psikolojik danışma, kariyer danışmanlığı, yaratıcı drama, stresle baş etme, mülakat ve işe başvuru teknikleri gibi pek çok psikososyal konuda psikoeğitimlerle sizi destekleyebilecek hizmetler sunuyor. Şu ana kadar saydığım tüm olanakları bir gözden geçirmenizi istiyorum. Eğer bölüme yeni başlayan bir öğrenciyseniz “Neler yapabilirim, hangi olanaklardan faydalanmak benim için uygun, bu olanaklara erişmek için neler yapmalıyız?” sorularını; eğer son yıllara gelen ve mezun olmak üzere olan bir öğrenciyseniz “Bu olanaklar arasında daha önce yararlanmadıklarım var mı, yararlanmalı mıyım, bunun için neler yapmalıyım?” sorularını kendinize sorarak bir adım atabilirsiniz.

Çevremde ulaşabileceğim imkânlar neler? Hem bir PDR öğrencisi olarak mesleki anlamda hem de kendimi kişisel alanlarda da geliştirmek isteyen bir birey olarak nereden başlamam yerinde olur?

Geldik benim de kendime sorduğumda cevaplamasını en sevdiğim soruya. Seviyorum çünkü sorunun cevabı benim. Siz de kendinize sorduğunuzda cevabı yine sizsiniz. Çevremizde ulaşabileceğimiz kaynaklar, keşfedilmeyi bekleyen potansiyelimiz, geliştirilmesi arzulanan özelliklerimiz, yararlanabileceğimiz, deneyim kazanabileceğimiz bütün imkânlar en önce kendimize sorduğumuz ilk soruyla ilişkili. Yani “Ben kimim?” sorusuyla. PDR çok geniş yelpazesi olan bir alan, derya deniz diyebiliriz. Bu yazıyı ilgiyle okumanızdan anlaşılacağı üzere, siz bu deryada kendinizi suya bırakıp savrulmaktansa gideceğiniz yeri önceden hedefleyen, savrulsanız dahi telaşa kapılmadan yönünüzü bulmak isteyen PDR öğrencilerisiniz. Üniversite yıllarını verimli, deneyim kazanarak geçirmeniz için size birkaç önerim var ve unutmayın, bütün bu öneriler sizin kendinizi iyi tanıyarak hayata geçirebileceğiniz öneriler.

“PDR bölümünde kendimi daha özgüvenli, sorumluluk alabilen, başarılı bir şekilde koordine eden veyahut başarılı şekilde koordine olan, aktif öğrencilik hayatı geçiren biri olarak görmek istiyorum…” Bu isteğin en güzel şekilde gerçekleştirildiği alan gönüllü çalışmalar! İlk olarak okulun yeni açıldığı dönemlerde koridorlardan, okul içi meydanlardan, fakülte önlerinden geçerken tetikte olun, çünkü her an bir kulüp tanıtımıyla karşılaşabilirsiniz. 


İlginizi çeken farklı kulüplere üye olmak, ısınmak için atölyelerine dahil olmak sizi sosyal ve aktif bir öğrenci hayatına hazırlar. Kendinizi daha ait ve fonksiyonel hissettiğiniz kulüplerin organizasyonlarında görev almak, sorumlulukları yerine getirmek, koordinasyon sağlamak pek çok açıdan sizi geliştirecek bir süreçtir. Bunun yanında performansa dayalı kulüplerde bir gösteri ortaya sunmak, hazırlığında emek vermek hem üniversiteye hem de kulübe karşı olumlu düşünceler, aidiyet geliştirir. Sosyal anlamda da farklı bölümlerden ve özelliklerden insanlarla ortak bir kanaldan etkileşime girmek kulüp etkinliklerin ayrıca artılarındandır.

İkinci önerim ise kesinlikle sivil toplum kuruluşları, vakıf ve dernekler… Gönüllü olarak yer aldığınız sivil toplum kuruluşları size kimi zaman mesleki kimi zaman kişisel anlamda pek çok farkındalık ve deneyim katmaktadır. Belki başka bir yazıda detaylıca gönüllülük üzerine konuşmamız daha doğru olabilir. TEGV, TOG, KAÇUV, YÖRET, TEMA, AÇEV, Yetim Vakfı, Down Sendromu Derneği, Tohum Otizm gibi sivil toplum kuruluşları sizlere web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden araştırmanızı önerebileceğim pek çok kurumdan sadece bazıları.

Üçüncü ve bu başlıktaki son önerim ise öğrenci toplulukları. Bu topluluklar ortak bir amaç etrafında farklı üniversite, farklı şehir ve farklı ülkelerdeki katılımcılardan oluşabilmekte. PDR öğrencilerinin de bir araya gelip oluşturdukları pek çok topluluk var. Burada bilimsel araştırmalar ve yazı işleri, sosyal medya yönetimi, proje üretme, içerik üretme, sponsor sağlama, video/fotoğraf hazırlama gibi pek çok ayrı daldan üretim yapabilir, kendini potansiyelinizin farkına varabilirsiniz.

“Peki ya stajlar…”

Psikolojik danışma ve rehberlik bölümünde sınıf düzeyi atladıkça kendi yönelimlerimizi daha iyi fark ediyoruz. Hangi alanda, hangi konuda çalışabileceğimizi, gelecekte kendimizi PDR’nin hangi ucundan tutarken gördüğümüzü derslere, kongrelere, söyleşilere, atölyelere katıldıkça daha iyi anlıyoruz. Gönüllü olarak deneyim kazanmak amacıyla başvurabileceğimiz de pek çok yer var. Okullar, adliyeler, özel klinikler, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kurumları, özel eğitim merkezleri, hastanelerdeki psikiyatri bölümleri, Rehberlik Araştırma Merkezleri bu alanlardan bazıları. Kendiniz için hazırladığınız özgeçmiş ve niyet mektubunu mail aracılığıyla ileterek bu kurumlarla iletişime geçebilirsiniz. Edinilen her bir farklı alandaki deneyim ile kendinizde ve aday olduğunuz meslekte daha önce farkına varmadığınız yanların farkına varabilir, PDR alanındaki önemli isimler hakkında bilgiler edinebilir ve hatta aynı çatı altında uygulama yapabilme imkânı bulabilirsiniz. Keşfedilmeyi bekleyen mesleki potansiyeliniz için bu yazıyı okuyarak bir adım attınız bile. Yol haritanızı şekillendirmek için çaba sarf etmekten çekinmeyin, attığınız her adım sizi bir deneyim daha yakına çekecektir.

İçeriği hazırlayan: Şevval Yılmaz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İNSAN DOĞASI VE İHTİYAÇLARI: ERİCH FROMM

HER SON YENİ BAŞLANGIÇ

İLİŞKİLERDE BAĞLANMA VE BAĞLANMA STİLLERİ