PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARIN EVRİMİ
"Psikolojim çok bozuk. Doktor bana depresyon teşhisi koydu. Doktor bana paranoid kişilik bozukluğum olduğunu söyledi. Doktor bana anksiyetem olduğunu söyledi…" Bu sıra böyle uzar gider. Psikoloji bilimi diğer bilim alanlarına nazaran daha geç gelişmesine rağmen bugün birçok psikolojik hastalığın tanı ve tedavi sürecini biliyoruz. Peki ama bu davranışları neden gösteriyoruz? Neden depresyona giren bireyler intihara daha meyilli kişiler oluyor? Neden hala paranoyak hareketlerimiz var? Hadi hep birlikte bunun neden olduğunu anlamaya çalışalım.
Kimi kaynaklara göre 200.000 kimi kaynaklara göre ise 300.000 yıl önce günümüz modern insanının kendisi diğer kuzenlerinden ayrılmış ve üst bilişi sağlayan frontal lobunu daha çok kullanmaya başlamıştır. Biz bu insana yani kendimize “homo sapiens” demişiz. İlk insansı maymunlar olan hominidlerden bu yana hatta daha öncesinde bile bizim bu dönemde gerçekleştirdiğimiz davranışların temeli atılmıştır. Bu insansı maymunlar bile kendi aralarında topluluklar oluşturmuş hatta yaşamak için buna zorunda kalmış olabilirler.
Örneğin 2 ayrı insan topluluğu düşünelim. Bu toplumların ikisinin de fert sayısı birbirine denk olsun. Diyelim ki 50 kişi olsunlar. İki toplulukta da ağır depresyon geçiren bir birey var. Depresyonda olan birey elma toplamıyor, ava giderken diğer kabile üyelerine yardımcı olmuyor hatta başka bir kabileden gelen tehdit olduğunda bile yeterince mücadele edemiyor. Böyle bir durumda ilk kabilemizin depresyonda olmayan diğer üyeleri depresyondaki üyeyi dışlayabilir bu da depresyon yaşayan insanın intihar etmesine sebep olmuş olabilir. Ancak diğer kabiledeki depresyondaki üye aynı şeyleri yaşamasına rağmen diğer üyeler ona yemeğini veriyorlar, saygı gösteriyorlar hatta savaş döneminde daha geride kalmasına bile izin veriyorlar. Sizce hangi kabile daha uzun ömürlü olur? Tabii ki birinci kabile. İkinci kabilemiz daha medeni gibi görünse de yenilen yemek ve gösterilen efor olarak bir işe yaramayan üyelerin kabilede olmaması daha makul olur. Böyle kabilelerin hayatta kalması daha muhtemeldir. Hele ki depresyondaki kişi sayısı bir değil de 10 kişi olduğunu düşünsenize! Bu yüzden depresyon yaşayan günümüz insanı kendini işe yaramaz hissedebilir ve geçmişte olduğu gibi intihar etmeye meyilli olabilir. Yani bu özellik maymunsu atalarımızdan gelmiş bir özellik olabilir. Tabii ki günümüzün farklı koşullarını es geçmemek gerek. Unutmayalım ki hiçbir insan işe yaramaz değildir ve var olmak onun en büyük hakkıdır. Peki depresyon neden hâlâ var? Nesse ve Williams (1995) bazı durumlarda oturup hiçbir şey yapmamanın daha iyi bir strateji olduğunu ileri sürüyorlar. Örneğin avcı atalarımız için kötü havalarda duygulanımlarının düşmesi, evde kalmalarına ve riski azaltmalarına hizmet ediyordu.
Bir başka sorun olan paranoyaklık da buna benzer biçimde çıkmış olabilir. 2 kabileyi tekrardan düşünelim: Bir kabilede paranoyak bir üye olsun diğerinde olmasın. İlk kabilemizde paranoyak kimse yok. Geceleyin mışıl mışıl uyurken oda nesi! Başka bir kabile ya da hayvan güruhu kabileye saldırıyor ve birinci kabileye ciddi zararlar veriyor. Diğer kabilemizde de paranoyak bir üyemiz vardı. Bu arkadaş geceleyin düşman gelecek diye uyuyamıyor, sürekli doğudaki dağa batıdaki ormana bakıyor. “Acaba o geçenler kurtlar mıydı? Acaba bu ses bizim düşman olduğumuz “Midanşeyi” kabilesinin ayak sesleri mi?” Eğer gerçek bir tehditle karşı karışa gelirse ne olur? Hemen tüm kabileyi uyandırır ve önceden önlem alınmış olunur. Böylelikle kabilesinde paranoya yaşayan toplumların hayatta kalınımı daha yüksek olmuş olabilir. Aynı durumu anksiyete, fobiler için de söyleyebilmek mümkün.
Son örneğimiz ise obsesif kompülsif bozukluğun sık rastlandığı toplum olsun. Böyle bir toplumda bu “takıntılı ruh hali” evrimsel açıdan temizleme ve kontrol etme ihtiyacı uyandırmış olabilir. Kompülsif ritüeller olası bulaşmayı önlemeye ve temizliği sağlamaya yardımcı olmuş olabilir.
Yani her gördüğümüz psikolojik olarak rahatsız insana “Bu ne böyle be!” demek yerine onu böyle kabul etmek ve belki de onun suçu olmayan sebeplerden ötürü bu duruma düşmüş olduğunu unutmamak gerekir. Sosyal hayvan olarak kalın ancak küresel pandeminin devam ettiği bu günlerde kalabalığa çok da karışmayın.
İçeriği Hazırlayan: Seyit Ahmet Ceyhan
Yorumlar
Yorum Gönder